12 Şubat 2018 Pazartesi

Yeniçeriler Kimdir?

Osmanlı Devleti’nde askeri bir sınıf olarak kurulmuş olan Yeniçerler, Dünya tarihindeki ilk sistemli ve çağdaş ordudur. 15. yüzyılda oluşturulan ve birçok savaş kazanan bu askeri birlik, aynı zamanda çağının en etkili askeri gücü olarak kabul edilmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemlerinde askeri başarılarını yitirmiş ve zamanla imparatorluğa uygulamış oldukları baskı ve isyanlar nedeniyle ortadan kaldırılmıştır.

Yeniçerilerin Ortaya ÇıkışıOsmanlı Devleti’nin topraklarının giderek genişlemesiyle birlikte yeni bir ordu sistemi arayışı başlamıştır. Yıldırım Bayezid döneminde oluşturulmaya başlanan bu askeri ocağın, aslında Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde çalışmaları yapılmış fakat uygulanamamıştır. Bu ocak ani bir kararla değil, zaman içerisinde gelişen askeri düşüncelerin bir düzene oturtulmasıyla oluşturulmuştur. Osmanlının topraklarının genişlemesiyle birlikte imparatorluktaki gayrimüslimlerin sayısı oldukça artmış ve gayrimüslimlere birçok imtiyazlar tanınmıştır. 

Bu haklardan biri de orduda savaşabilmeleri oluşmuştur. Bu nedenle devşirme sistemiyle oluşturulan yeni bir ocak kurulmuştur. Devşirme sisteminde; gayrimüslim ailelerden 10-18 yaş arası erkek çocuklar alınıp, Türk ailelere teslim edilmiştir. Türk aileler bu çocuklara Türklerin; gelenek, görenek, örf ve adetlerini, Türkçe konuşmayı öğretip sonrasında sünnet ettirdikten sonra acemi ocağına yollamışlardır. 

Acemi ocağında başarılı olan gençler daha sonra “Yeniçeri Ocağına” girmeye hak kazanmışlardır. Son olarak kişilerin zekâ seviyeleri ve kişilik özellikleri belirlenerek; eğitimleri alan gayrimüslim gençlere duruma göre sarayda önemli görevler verilmiştir. Geriye kalan erkekler ise ocakta askerlik yapmaya başlamışlardır. İlk zamanlarda Kapıkulu ordusunda çok az sayıda bulunsalar da zamanla sayıları 150.000 bulmuştur. Yeniçeri gelirini ise; ulufe denen maaş, yılda bir takım elbise, üç ayda bir yevmiye ve padişahın dağıttığı cülus bahşişi oluşturmuştur.

Yeniçeriler, genellikle savaş alanlarında bulunmamışlardır çünkü ayaklanmaları ve iç huzursuzlukları bastırmak onların temel görevlerinden biri olmuştur. İtibarları gittikçe yayılmış olan bu askeri birliğin, sayı olarak fazlalaşmaları güçlerini gittikçe arttırmıştır. Padişahı, sarayı, merkez alanını ve uç bölgeleri gibi devletin kilit noktalarını korudukları için çok itibar görmüşlerdir. Bu ocak sayesinde Türkler, Rumeli’ye çok kolay bir şekilde yerleşmişlerdir. Barış zamanında genellikle İstanbul’u korumakla görevlendirilmişlerdir. 

İlk olarak Edirne’de kurulan bu ocak, devletin merkezinin İstanbul’a taşınması sebebiyle İstanbul’a yerleşmiştir. Yeniçerilerin birçoğu İstanbul’daki at meydanındaki Şehzadebaşı’na, diğerleri ise Aksaray tarafındaki kışlalara yerleştirilmişlerdir.

Yeniçeri Ocağının SınıflandırılmasıYeniçeri Ocağı, ilk kurulduğu yıllarda yaya bölükleri veya cemaat adı verilen bölüklerden oluşurken, Fatih Sultan Mehmet’in uygulamasıyla bu askeri birliğe Sekban Sınıfı da eklenmiştir. Tabi bazı kaynaklarda cemaat ortalarının, sekbanlar ve ağa bölüklerinden oluştuğu belirtilmiş ve her iki bilginin de doğruluğu kanıtlanmıştır. “Orta” kelimesi tabur anlamına gelmektedir. Yeniçeri Ocağının sınıfları ise şu şekildedir;
1. Cemaat Ortaları:  İlk kurulan bölük olan cemaat ortalarının komutanları yaya başıdır. 100 kişiden oluşmaktadır. Bu bölükte askeri rütbe olarak; turnacı, deveci, katrancı ve zemberekçi gibi görevler verilmiştir.
2. Sekban Bölükleri: Fatih Sultan Mehmet’in oluşturduğu bu bölük padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur.
3. Ağa Bölükleri: Padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur. II. Bayezid’in tahta çıkacağı zaman sekbanların ayaklanması ile yeni bir bölük olan ağa bölükleri oluşturulmuştur. Ağa bölüğü en yetkili kişilerden oluşturulmuş ve padişahlar da birinci bölük ağalarından sayılmışlardır. Yeniçerilerin kumandanı olan yeniçeri ağaları en güvenilir kişiler arasından seçilmişlerdir. Bu durumun sebebi ise; padişahların tahta çıkmasında ve devamındaki olaylarda yeniçeri ağasının yönetimde söz sahibi olmasıdır. Padişahla beraber seferlere çıkan yeniçeriler, padişahın bulunduğu “Otağ-ı Hümayunu” korumakla görevlendirilmişlerdir. Yeniçeri ağası Türkçe sözlükte “Bakan” anlamına gelmektedir.
4. Karakullukçu: Bu birlik rütbesiz askerlerden oluşturulmuştur.
5. Usta: Alt rütbeli yeniçeri subayıdır.
6. Baş çavuş:  Askeri birlikteki üçüncü amirdir.
7. Kapıcı Başı: Saray kapılarını koruyan askerlerin subayıdır.
8. Orta Çavuşu: Baş çavuşun yardımcısıdır.
9. Kul Kahyası: Askeri birlikteki ikinci amirdir.

Yeniçeri Ocağının Sancakları ve Sancakların Farklı ÖzellikleriYeniçeri ocağında her askeri bölüğün kendine özgü bir sembolü, filamanlarının üzerine işlenirdi. Her bir askeri bölüğe bir sancak verilir sefere çıkıldığında ise sancak, kumandanın çadırının önünde toprağa saplanılırdı. En önemli sancak ise “Azam Bayrağı”dır. Bu bayrak atlastan yapılan ve üzerine altın sırma ile “Fetih Ayet-i Kerimesi” işlenen özel bir bayraktır. Azam bayrağı sefer sırasında Yeniçeri Ağası’nın çadırının önüne dikilirdi fakat Yeniçeri Ağası sefere çıkmadıysa Sekbanların çadırının önüne dikilirdi. Bayrakların bir diğer önemli özelliği ise Beyaz Sancak, ocağın Sünni olduğunu belirtir üniformaları yeşil ve kırmızı renklerinden yapılırdı. Seferden önce veya ulufe dağıtılırken Yeniçeri Duası (gülbengi) bir ağızdan okunurdu.

Yeniçeri DuasıAllah, Allah, İllallah
Baş üryan, sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir
Hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Demine devranına hü diyelim! hüüüüüüüüü…..


Sancakta Yazılı Olan Dua
Hacı Bektaşi Veli’nin bindiği cansız duvar.
Mazharı Nur-i Ali’dendir ona ol yadigar.
Nare-i Düldül ederdi arşı ala da karar.
Şad hazare bin kafiri bir narada etti şikar.
Dedi: Arslanım Ali’dir, kudretine girdikar.
Lâ Fetâ İlla Ali
Lâ Seyfe İlla Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına
Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar.
La Fetâ İlla Ali
Le Seyfe İlla Zülfikar
Padişahım çok yaşa
Devletinle bin yaşa


Yeniçeri Ocağının Sonlanmasıİşte, bu nam salmış ve birçok savaş kazanmış olan Yeniçeri, ne yazık ki unvanını bir süre sonra kaybetmiştir. III. Murat döneminde yeniçerililer bozulmaya ve devletin iç işlerine karışmaya başlamıştır. 

III. Murat döneminde akçe değerini kaybedince maaşlarını akçeyle alan yeniçerililer bu duruma karşı çıkıp isyan etmişlerdir. Belki de birçok kişinin yeniçeri ocağına, eskisi gibi zor koşullarla değil de daha kolay şekilde alınması bu düzensizliğin asıl nedenlerinden biri olmuştur. 

Normal şartlarda bir yeniçeri evlenemez ve askerlik dışında da başka bir işle uğraşamazdır. Fakat zamanla kuralların hafifletilmesi durumu oldukça değiştirmiştir. Yeniçeriler evlenmeye başlamış ve başka işlerde çalışmışlardır. Zamanla da halkı rahatsız edecek davranışlarda bulunmaya başlamışlardır. 17. yüzyıl ortalarında İstanbul’daki birçok isyanı Yeniçeriler çıkarmıştır. 

І. Mahmut zamanında esnafa “Esame” adı verilen maaş kartları satılmış ve bu kartların her biri bir ulema maaşı anlamına gelmiştir. Yeniçerili askerlerin bazıları bu kartları bilinçsizce zenginlere satmış ve onlarla iş birliği yapmıştır. Zaten zamanla birçoğu torpil ile üst görevlere geçmişlerdir. 

1560 yılından itibaren İstanbul dışındaki sancaklara yerleştirilen yeniçeriler, yönetimde de söz sahibi olmaya başlamışlardır. Cülus bahşişinin az verilmesi ya da bazen hiç verilmemesi de yeniçerileri isyan ettiren sebepler arasında olmuştur. İlk isyanlarını Fatih Sultan Mehmet’e karşı yapmışlardır.


Padişah ve Çandarlı Halil Paşa arasındaki mücadeleye tepki olarak yapılmış bir isyandır. Fakat padişahın zaferi ile sonuçlanmış ve yeniçeriler padişahın yeni sistemiyle kontrol edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta gecen padişahların çoğu sefere çıkmayıp saray içinde kalmışlardır. 

Bu durum yeniçerililerin daha da bozulmasına ve ayaklanmasına neden olan sebepler arasında olmuştur. Hiç şüphesiz, yeniçerililerin en vahşice isyanı Genç Osman zamanında çıkarılmıştır. Genç Osman seferde başarısız olan ve gittikçe bozulan yeniçeri ocağını kaldırmaya karar vermiştir. Bunu kısa sürede duyan Yeniçeriler ayaklanmış ve padişahı boğarak öldürmüşlerdir. 

Daha sonra değişen şartlar ve olumsuzluklar ІІ. Mahmud döneminde Yeniçerilerin 1826 yılında kaldırılmasıyla son bulmuştur. Yeniçeri ocağının yerine ise Asakar-i Mansure-i Muhammediye Ordusu (Vaka-i Hayriye) kurulmuştur.

YENİÇERİ KIYAFETLERİ

19. yüzyılda Almanya'nın Mülhaim şehrindeki Ren Nehri'nin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında Fransızlar oturuyordu.
Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise, buna fazla ses çıkaramıyorlardı. Bir şey olunca çareyi, durumu Osmanlı sultanına yazıp, imdat istemekte bulurlardı. İşte Fransızların bu tutumunu da Osmanlılara bildiren bir mektup yazmaya karar vermişlerdi. 

Mektupta şöyle denmektedir:
"Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adını veren imparatorluğun sultanı, İslâmiyet'in de halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Mahsulümüzü bu sene olsun toplama imkânı sağlayın."

Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah, asker göndermeyi gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabî bir mektupla içi beyaz elbise dolu üç çuval yollanır. 

Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar:
"Fransızlar korkak âdemlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçeri elbiselerini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askeri elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin yakın yerlerinde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir."


Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti Mülhaim'lilerden büyük bir grup yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlar.

Ertesi gün gelen haber, Almanların sevinç çığlıklarına sebep olur: Osmanlılardan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terk ederek iç kesimlere doğru kaçmışlardır.

Bu olay, Mülhaim'lilerin gönüllerinde taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini de Mülhaim'e bağlı Karlsruhe Müzesi'ne koyup ziyarete açarlar. Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. 

Ayrıca, halen olayın yıl dönümünde karnaval düzenleyip hadiseyi karnaval olarak kutlarlar.

Bu olay, Osmanlı'nın sadece bir yeniçeri kıyafetiyle Almanları, Fransızların elinden ve talandan kurtardığını gösteren maziden elmas bir tablo olarak kalmıştır.

I. Abdülhamid'in Sadrazamları

1. Abdülhamid hân tahta çıktığında Damad Muhsinzâde Mehmed Paşa makam-ı sadarette idi. Babası eski sadrıazamlardan Muhsinzâde Abdullah paşanir oğlu idi. Bu sada­reti ikinci defa geldiğinden daha başarılı geçmişti. 

 11/ara-lık/1771'de geldiği vazifeden 4/ağustos/l 774'de ayrıldığın­da, yerine İzzet Mehmed Paşa geldi Fâtih'in sadrazamların­dan Rum Mehmed Paşa neslindendir. Bu zat bu sadaretinin birincisinde onbir ay kadar mührü muhafaza edebilmiştir. 

6/temmuz/1775'de Yağhkçıeâde Derviş Mehmed Paşa, 1 se­ne 6 ay sürdürebilmiştir sadareti. Boşalan sadaret Darendeli Cebecizâde Mehmed Paşaya verilmiştir. Tarih, l/eylül/1778'i gösterdiğinde 1 yıl, 5 gün süren vazifesi sona ermişti. Yerine gelen Kalafat Mehmed Paşa, 1 1 ay, 20 gün sonra, mührü hü­mayunu iadeye mecbur oldu. Arabsuniu; Kara vezir Silahdar Seyyid Mehmed Paşa 1 buçuk yıl makamı sadarette kaldı.

Ayrılış tarihi 20/şubat/1781 oldu. Alâiyeli Yeğen Hacı Meh­med Paşa, 4 ay, 6 gün sonra sadareti tamamlandıktan sonra 5 sene daha ömür sürdü. Ispartalı Halil Hamid Paşa, 31/ara-hk/1782'de geldiği vazifeden ayrıldığında, 31/mart/1785'i bulmuştu ve hizmet müddeti 2 sene, 3 ay olmuştu. 

Hazine­dar Şahin Ali Paşa; 9 ay, 24 gün sonra azledildiğinde, 24/ocak/1786 tarihi yaşanıyordu. Koca Yusuf Paşa selefin­den sonra 3 sene, 4 ay, 14 gün süren sadaret dönemi yaşadı. 1. Abdülhamid hânın son sadnazamı olmuşdu. 

Çünkü padi­şah 4/temmuz/1789 vefat etmişti. Böylece; 3. Selim'incle, ilk sadnazamı olma şerefini bu sadareti esnasında elde etmişti. Görülen o ki, padişah on sadrıazam ile çalışmış. Bakalım bu dönem kaç şeyhülislâmla geçmiş.

XIX. ve XX. Yüzyıl Islahatları Kronolojisi

Genel Özellikler
XVIII. ve XIX. yüzyıl ıslahatlarının genelinde 1789 Fransız İhtilali ve onun getirdiği ulusçuluk akımının izleri görülür.
Sorunların çözümünde Avrupa'ya yakınlaşmanın gerekli olduğu görüldü.
Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya yaklaşması ile, Avrupalılar azınlıkları kullanarak Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışma fırsatı buldu.
Sanayi Devrimi sonucunda hammadde ve pazar ihtiyacı artan bazı Avrupa devletleri kapitülasyonları kullanarak Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışmaya başaldı.

Alemdar Mustafa Paşa Islahatları
IV. Mustafa dönemi sadrazamıdır. Kabakçı İsyanı'ndan sonra İstanbul'a geldi. Kabakçı Mustafa'yı yakalayarak öldürttü. Saraya giderek III. Selim'i tahta çıkarmak istedi fakat IV. Mustafa tarafından öldürülen III. Selim'in cesedi ile karşılaştı.
IV. Mustafa'yı tahttan indirerek II. Mahmud'u tahta çıkardı.
Ülkedeki bütün ayanları İstanbul'a toplayıp, Sened-i İttifak'ın imzalanmasını sağladı.
Nizam-ı Cedid ordusuna benzer Sekban-ı Cedid ordusunu kurdu.

Sened-i İttifak
II. Mahmut ile ayanlar arasında imzalanan bu belgeye göre :
a) Ayanlar devlet otoritesini tanıyacak ve yapılacak ıslahatlara karşı çıkmayacaktır.
b) Buna karşılık ayanlar, bulundukları yerlerde devlet adına asker ve vergi toplayabilecekler.
Sened-i İttifak ile ilk defa devlet, ayanların varlığını tanıdı. Bu durum devletin ayanlara bile söz geçiremeyecek durumda olduğunu gösterir. İlk defa Osmanlı padişahının yetkileri sınırlandırıldı.

II. Mahmut Dönemi

Askeri Alandaki Islahatlar
Alemdar Mustafa Paşa'nın Kabakçı Mustafa'yı ortadan kaldırmasıyla tahta geçti.
Osmanlı padişahları içinde askeri alanla birlikte diğer alanlarda da geniş boyutlu ıslahat yapan ilk Osmanlı padişahı oldu.
Alemdar Mustafa Paşa'nın yardımları ile Sekban-ı Cedid ordusu yeniçerilerden tepki alınca, Eşkinci Ocağı'nı kurdu.
1826'da Vaka-yi Hayriye olayı ile Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdı.
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması üzerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu.
UYARI : II. Mahmut, Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmaya cesaret eden ilk Osmanlı padişahı oldu. II. Mahmut ıslahatları Atatürk devrimlerine en yakın ıslahatlar olarak bilinmektedir. Atatürk'ün mezun olduğu İstanbul'daki Kara Harp Okulu onun zamanında yapılmıştır.

Yönetim Alanındaki Islahatlar
Divan-ı Hümayun'u kaldırarak yerine, Nazırlık sistemi kuruldu.
Sadrazam ve Şeyhülislam'ın yetkileri sınırlandırıldı.
Müsadere sistemi kaldırıldı.
Taşra yönetiminde eyalet, liva ve kaza örgütlenmesine gidilerek, köy ve mahalle muhtarları atandı. Böylece ülke yönetiminin tek elden yürütülmesi amaçlandı.
Müsadere : Osmanlı Devleti'nde devlet adamlarının veyaz zengilerin ya eceliyle ölmeleri ya da idam edilmeleri halinde, sahip oldukları mallara devlet tarafından el konulmasına "müsadere" denir. İlk defa Fatih Sultan Mehmet zamanında uygulanan bu yöntem, II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır. Müsadere sisteminde kişilerin miras hakkı bulunmazdı. Sistemin kaldırılması ile miras bırakabilme hakkı doğmuş oldu.

Hukuk Alanındaki Islahatlar
Meclis-i Vaka-tı Ahkam-ı Adliye kuruldu.
Dar 'uş Şura-yı Bab-ı ali oluşturuldu.
Müsadere sistemine son verildi.

Toplumsal Alandaki Islahatlar
İlk defa askeri amaçlı nüfus sayımı yapıldı.
İlk defa posta ve karantina teşkilatları kuruldu.
Sivil kılık kıyafet değişikliği yapıldı.
Memurlara fes ve pantolon giyme zorunluluğu getirildi, maaş bağlandı.
İlk resmi gazete olan Takvim-i Vakayi çıkarıldı.
Padişah resimlerinin devlet dairelerine asılması geleneği başlatıldı.

Eğitim Alanındaki Islahatlar
İlköğretim, zorunlu hale getirildi.
Avrupa'ya ilk defa öğrenci gönderildi.
Yüksek öğrenime öğrenci yetiştirmek amacıyla Rüştiye ve Mekteb-i Ulum-u Edebiye açıldı.
Devlet memuru yetiştirmek için Mekteb-i Harbiye, askeri doktor yetiştirmek için Mekteb-i Tıbbiye açıldı.
Bando okulu olarak Mızıka-yı Hümayun açıldı.
Mekteb-i Maarif-i Adliye'nin açılması ile sarayda bulunan ve devlet memuru yetiştiren Enderun dönemi sona erdi.

Tanzimat Dönemi Islahatları

Tanzimat Fermanı
Dönemin padişahı Abdülmecid, Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa'dır.
Mustafa Reşit Paşa, memleketi kurtarmak için Avrupalı devletleri kazanmak gerektiğini, şimdiye kadar yapılmamış çapta bir ıslahat yapılarak Avrupa kanun ve düzeninin kabul edilmesi gerektiğini düşünüyordu.
Abdülmecid, Mustafa Reşit Paşa'yı bu işle görevlendirdi.
Mustafa Reşit Paşa, Tanzimat-ı Hayriye Fermanı adıyla yapılacak işleri sıralayan bir Ferman hazırladı.
Ferman, 3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesi'nde okundu.
Tanzimat Fermanı olarak bilinen bu fermanın yayınlanmasından, 1876 yılında ilan edilen I. Meşrutiyet'e kadar uzanan döneme Tanzimat Dönemi denir.

Tanzimat Fermanı'nın maddeleri :
1. Osmanlı tab'asının din, dil, milliyet farkı gözetilmeksizin can, mal, namus güvenliği sağlanacaktır.
2. Herkesten gelirine göre vergi alınacaktır.
3. Askerlik işleri düzene konulacaktır.
4. İnsanlar mahkeme edilmeden idam cezasına çarptırılamayacaktır.
5. Padişah'ın gücününde üzerinde kanun gücü kabul edilecektir.
6. Rüşvet ve iltimas yasaklanacaktır.
7. Müsadere sistemi kaldırılacak insanlar mal, mülk, sahibi olabilecektir.

Özellikleri :
1. Osmanlı padişahının yetkileri sınırlandırılmıştır.
2. İnsan hakları alanında önemli bir adım atılmış ve Osmanlı toplumuna ilk defa eşitlik getirilmiştir.
3. İngiltere'de yayınlanan (1215) Magna Carta belgesiyle benzerlik göstermektedir.
4. Bu fermanla birlikte askerlik, eğitim, yönetim, ekonomi ve hukuk alanında yenilikler yapılmış en çok da hukuk üzerinde durulmuştur.

Islahat Fermanı
Tanzimat Fermanı ile beklediklerini bulamayan Avrupa ülkeleri, Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışmaya başladı. Osmanlı Devleti, 1856 yılında katılacağı Paris Antlaşması'nda Avrupalı devletlerinin herhangi bir sorun çıkarmaması için Islahat Fermanı'nı ilan etti.
Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nı tamamlayan bir fermandı.
Islahat Fermanı'ndaki asıl amaç Tanzimat Fermanı'nın eksiklerini gidermek ve Osmanlı Devleti'ni çöküşten kurtarmaktı.

Islahat Fermanı'nın Maddeleri :
1. Gayrimüslimler din ve mezheplerinde serbest olacaklardı.
2. Gayrimüslimler okul, kilise, hastane yaptırabilecek ve onartabilecekti.
3. Gayrimüslimler bedelli askerlik yapabilecekti.
4. Mahkemeler açık yapılacak, gayrimüslimler kendi dinlerinde yemin edebilecek ve bir Müslümanın şahitliğine karşı bir gayrimüslimin şahitliği denk kabul edilecekti.
5. Gayrimüslimler devlet memuru olabilecekti.
6. Gayrimüslimler il genel meclislerine üye olabilecekti.
7. Gayrimüslimler vergisini ödedikleri taktirde mal mülk edinebileceklerdi.
8. Şirket ve banka kurma hakları getirilmişti.

Yönetim Alanındaki Islahatlar
Padişah yetkileri yasalar ile sınırlandırıldı.
İl yönetimleri düzenlenerek, valilere yardımcı olmak üzere il genel meclisleri oluşturuldu.
Belediye örgütleri kuruldu.

Askeri Alandaki Islahatlar
Askerlik görevi vatan görevi haline getirildi.
Cizye vergisini toplama yetkisi önce patrikhaneye bırakıldı, ardından bu vergi tamamen kaldırıldı.
Azınlıkların askere alınması konusunda, Bedel-i Nakdi uygulaması getirildi.

Ekonomi Alanındaki Islahatlar
Azınlıklara banka kurma, mülk sahibi olma, devlet memuru olam, şirket açma gibi haklar verildi.
Vergilerin toplanmasında herkesin gelirini dikkate almak gerektiği kararlaştırıldı.
Müsadere sistemi kaldırıldı.
Maliye bakanlığı, Ticaret Mahkemeleri ve Adli Mahkemeler gibi kurumlar açıldı.
İlk kağıt para basıldı.
İlk defa dış borç bu dönemde İngiltere'den 1854 yılında alındı.

Eğitim Alanındaki Islahatlar
İlk kez kız öğrenciler için sanat ve öğretmen okulları açıldı.
Darü'l Fünun, Darü'l Muallimin, Darü'l Muallimat, Mekteb-i Sultani ve Mekteb-i Mülkiye açıldı.
Batı dillerinden çeviriler yapıldı.

İlk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval çıkartıldı.

XVIII. Yüzyıl Islahatları Kronolojisi

XVIII. Yüzyıl Islahatlarının Genel Niteliği
XVIII. Yüzyıl ıslahatlarında Osmanlı Devlet adamları, gerilemenin nedenlerini araştırıp, bunlara çareler bulma yoluna gitti.
Bu yüzyıl ıslahatları, XVII. yüzyıl ıslahatlarına göre daha köklü, sonuç bakımından daha olumludur.
Yapılan ıslahatlarda, ilk defa neden-sonuç ilişkisi kuruldu.
XVIII. yüzyıl ıslahatarı, daha öncekilerde olduğu gibi kişilerle sabit kalmayıp devlet politikası haline getirildi.
Avrupa'nın teknik ve askeri üstünlüğü kabul edildi.
Yapılan ıslahatlar genelde, askeri alana yönelikti.
XVII. yüzyılın aksine Batı'daki gelişmelerden yararlanıldı.

Lale Devri Islahatları (1718-1730)
Lale Devri; 1718'de imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730'da çıkan Patrona Halil İsyanı ile son bulan dönemin adıdır.
Lale Devri ıslahatlarının en önemlisi, 1727 yılında Osmanlı Devleti'nde kullanılmaya başlanan matbaadır.
Matbaanın kullanılmaya başlamasından sonra, Üsküdar'da Dar-üt Tıbat-ül Amire adıyla devlet matbaası kuruldu.
Çeşitli semtlerde kütüphaneler, Yalova'da kağıt imalathanesi açıldı.
Avrupa'yı yakından tanımak amacıyla Avrupa'ya ilk elçiler bu dönemde gönderildi.
Kumaş imalathaneleri açıldı.
Yeniçeri Ocağı'ndan Tulumbacı Ocağı adıyla ilk defa bir itfaiye bölüğü kuruldu.
Çiçek aşısı ilk kez kullanıldı.

Patrona Halil İsyanı
Lale Devri'nde yapılan ıslahatlar, ulemanın ve yeniçerilerin çıkarlarına ters düşmüştü.
Lale Devri ile birlikte artan lüks yaşantı, halkın tepkisine yol açmıştı.
Sadrazam Damat İbrahim Paşa, İran seferine gitmek istememişti.
Patrona Halil ve Muslu Beşe ismindeki iki Arnavut önderliğindeki bir grup 1730'da isyanı başlattılar.
Vergilerden şikayetçi halk ve İran Seferi'ne katılmak istemeyen yeniçeriler de isyana katıldı.
Saraya giden asiler, padişah III. Ahmet'ten Damat İbrahim Paşa'nın kafasını istediler.
Sadrazam kendilerine teslim edilince onu idam ettiler.
Asiler, padişah III. Ahmet'i tahttan indirerek yerine I. Mahmut'u geçirdiler.
Patrona Halil İsyanı ile Lale Devri sona erdi.

I. Mahmut Dönemi Islahatları
Yabancı uzmanlardan yararlanarak askeri alanda ıslahatlar yaptı.
Aslen Fransız olan Humabaracı Ahmet Paşa'nın yardımıyla Osmanlı ordusunun Topçu ve Humbaracı sınıflarında düzeltme yaptı.
Humbaracı Ahmet Paşa orduyu, takım, bölük, tabur ve alay gibi birimlere ayırdı.
Subay yetiştirmek amacıyla ilk defa Kara Mühendishanesi açıldı.

III. Mustafa Dönemi Islahatları
İlk önce maliyeye düzen verdi. Lüzumsuz devlet masraflarını keserek hazineyi rahatlattı.
Sadrazam Koca Ragıp Paşa'nın tavsiyesi üzerine, Topçu Ocağı'nın başına Baron de Tot isminde bir Macar getirildi.
Baron de Tot, topçu ocağı ve tophaneyi düzenledi.
Osmanlı ordusunda sürat topçuları ismiyle yeni bir sınıf oluşturdu.
III. Mustafa, maliyeyi düzletmek için "Esham-ı Tahvilat" ismiyle borçlanma senetleri çıkardı.
Deniz Mühendishanesi açıldı.

I. Abdulhamit Dönemi Islahatları
Sadrazam Halil Hamid Paşa'nın yardımları ile orduda ıslahatlar yaptı.
Topçu, humbaracı ve lağımcı ocaklarında yeni düzenlemeler yapıldı.
Yeniçeri sayımı yapılarak ulufe sahteciliği önlenmek istendi.
1773 yılında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun açıldı.

III. Selim Dönemi Islahatları
Dönemin ünlü devlet adamlarına yapılacak ıslahatlar konusunda rapor hazırlattı.
Ordu ve maliye işlerine öncelik vererek ıslahatlara başladı.
Yeniçeri Ocağı'na el sürmeden Nizam-ı Cedid Ocağı'nı kurdu.
1795 yılında Mühendishane-i Berr-i Hümayun açıldı.
Nizam-ı Cedid ordusunun masraflarını karşılamak amacıyla İrad-ı Cedid hazinesi oluşturuldu.
Avrupa'ya sürekli elçiler gönderildi.

Nizam-ı Cedid ıslahatlarına karşı olanlar, Yeniçerilerin de desteğini alarak, 1807 yılında Kabakçı Mustafa İsyanı'nı çıkardılar.

XVII. Yüzyıl İç İsyanları Kronolojisi

İsyanların Genel Nedenleri
1. XVII. yüzyıl ile birlikte idari, askeri ve mali yapının bozulması
2. Merkez ve taşra yönetiminin bozulması ile devlet otoritesinin zayıflaması
3. Eyaletlerde yaşanan denetim güçlüğü
4. Beylerbeyi ve sancak beylerinin bu yüzyılda yapılan savaşların uzun sürmesi ile yönetmek zorunda kaldıkları topraklarda bulunması
5. Tımar sisteminin dejenere olması nedeniyle üretimin azalması, fiyatların artması, dolayısı ile ekonominin bozulması.
6. Ordu ve memurların disiplinsizliği yüzünden halkın devlete karşı güveninin zedelenmesi.

İstanbul İsyanları
Özellikleri
1. XVII. yüzyılda meydan gelen İstanbul isyanlarının elebaşları Yneiçeriler ve sipahilerdi.
2. İsyanların çıkmasında bazı devlet adamları ve saray kadınlarının rolü de vardı.
3. Bazı isyanlar ulema sınıfı ve halk tarafından da desteklendi.
4. İsyanların temel nedeni, kapıkulu askerlerine verilen ulufelerin gecikmesi ya da değeri düşük akçe ile ödenmesi, cülus bahşişinin kimi zaman dağıtılmamasıdır.
5. Ordudaki bozulmanın temel nedeni Kapıkulu ocaklarına kural dışı asker alınması.
6. İsyancılar zamanla her isyanda istediklerini elde etmeye başladılar. "Ocak devlet içindir." anlayışının yerini "Devlet ocak içindir." anlayışı aldı.

Önemli İsyanlar
1589 yılında, III. Murat zamanında yeniçeri ulufelerinin düşük ayardan ödenmesi üzerine isyan çıktı. Sarayı basan yeniçeriler defterdarı öldürdüler.
1620 yılında, Hotin seferi sonunda disiplinsiz davranışlarından rahatsız olduğu için yeniçeri ocağını kaldırmayı planlayan Genç Osman'a karşı isyan eden yeniçeriler sarayı basıp II. Osman'ı tahttan indirerek Yedikule Zindanları'nda boğdular.
IV. Mehmet döneminde, ulufelerin zamanıda ödenmediğini ve saray adamlarının devlet işlerine karıtığını öne süre sipahiler isyan ettiler.
Padişahtan sarayda bulunan otuz devlet adamının idamını istediler. İdam edilen bu kişilerin cesetleri Sultanahmet Meydanı'nda bir çınara asıldı. 1656 tarihinde meydana gelen bu olay "Vaka-yı Vakvakiye" olarak bilinir.
Her isyanda istediklerini yaptıran askerler, önemli bir güç durumuna geldiler.
İstanbul'da huzur ve güvenlik bozuldu.

Anadolu (Celali) İsyanları
Özellikleri
1. Miri topraklarının iltizama çevrilmesi sonucu daha önce sipahilerin elindeki dirlik gelirlerinin hazineye aktarılması.
2. Taşradaki yöneticilerin halka zulmetmesi ve devlet gelirlerinin artırılması için vergilerin yükseltilmesi
3. Rüşvetin yaygınlaşması ile taşra yönetimine alakasız kişilerin atanması
4. Savaşların uzun sürmesi ile taşrada görevli yöneticilerin görev yerlerine dönememesi
5. Avarız vergisinin toplanamaması
6. Hakkı yenen devlet adamları ve işsiz kalan medrese öğrencileri ile leventlerin isyanlara katılması

Önemli İsyanlar
Karayazıcı İsyanı : Haçova Savaşı'ndan kaçarak Anadolu'ya gelen Karayazıcı, ortamın elverişli olmasıyal Urfa dolaylarında isyan etti. İsyanı Sokullu Mehmet Paşa bastırdı.
Deli Hasan isyanı : XVII. y.y'da Osmanlı Devleti'nin Avusturya savaşları ile uğraşmasını fırsat bilerek isyan etti. İsyan bastırıldı.
Canbolatoğlu, Kalenderoğlu ve TavilAhmet de isyan ettiler fakat isyanları bastırıldı.
1622 yılında Genç Osman'ın öldürülmesiyle kanını dava eden Erzurum valisi Abaza Mehmet Paşa ve Sivas Valisi Vardar Ali Paşa isyan etti. Bu isyanlar da bastırıldı.
Anadolu'da çıkan Celali isyanları, Anadolu'nun yakılıp yıkılmasına sebep oldu.
Ekonomik hayat durgunlaştı, üretim azaldı, köyden kente göç başladı.

Eyalet İsyanları
Eyalet isyanlarının öncülüğünü, bu eyaletlerin başındaki hanedena üyeleri, ya da bu beyliklerin başında bulunan beyler yaptı. Osmanlı Devleti'nden ayrılıp bağımsız olma ve ya yeniçerilerin halktan keyfi vergiler toplaması nedeniyle isyan ettiler.
XVII. yüzyıl eyalet isyanlarının en önemlileri; Kırım, Eflak, Boğdan, Erdel gibi bağlı eyaletlerle, Yemen ve Bağdat gibi Arap eyaletlerinde çıkan isyanlardır.
Bu isyanlar sonunda devletin eyaletlerdeki etkisi azaldı.

Vergilerin toplanması imkansızlaştı. İsyanların bastırılmasında şiddet ve kullanılması, eyalet halkında Osmanlı yönetimine karşı güvensizlik başlamasına neden oldu.

XVII. Yüzyıl Islahatlarının Özellikleri Kronolojisi

1. Baskı ve şiddet kullanılarak merkezi otoritenin yeniden sağlanmasına çalışıldı.
2. Devleti gerilemeye götüren sorunların kökenine inilmediği için başarısız olundu.
3. Avrupa'nın etkisi görülmedi.
4. Yükselme Dönemi yeniden canlandırmaya çalışıldı.

5. Islahatlar devlet politikası haline gelmediği için, ıslahatcıların kişiliğine bağlı kaldı, onların ölümü ile devlet düzeni eski halini aldı.